20 Haziran 2008 Cuma
Marc lavoine - J'ai Tout Oublié
j'ai tout oublié quand tu m'as oublié...
Sen beni unuttugunda,ben her seyi unuttum..
Sen beni unuttugunda,ben her seyi unuttum..
17 Haziran 2008 Salı
Everybody's gotta learn sometime
Beck'ten geliyor efendim,izleyenler hatirlarlar Eternal Sunshine of the Spotless Mind'da kulaklarimiza calinmisti;
change your heart, look around you
change your heart, it will astound you
i need your loving like the sunshine
and everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
change your heart, look around you
change your heart, it will astound you
i need your loving like the sunshine
and everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
change your heart, look around you
change your heart, it will astound you
i need your loving like the sunshine
and everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
change your heart, look around you
change your heart, it will astound you
i need your loving like the sunshine
and everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
everybody's gotta learn sometime
Orhan Veli
Yatagim
ben ki her akşam yatağımda
onu düşünüyorum,
onu sevdiğim müddetçe
yatağımı da seveceğim
Oaristys
ey hatirasi içimde yemin kadar büyük,
ey bahçesinin hos günlere açik kapisi,
hala rüyalarima giren ilk göz agrisi,
çocuk alinlarda duyulan sicak öpücük.
ey sevgi dalimda ilk çiçek açan tomurcuk,
kanimin akisini yenilestiren damar,
gül rengi isiklari sevda dolu aksamlar
içime yeni bir fecir gibi dolan çocuk.
ey tahtaperdenin üzerinden asan hatmi
ve havalari seslerimizle dolu bahar,
kosustugumuz yollar, oynadigimiz sular,
kagittan teknesinde sevinç tasiyan gemi.
duyup karsi minarede okunan yatsiyi
yatagima sicakligini getiren rüya,
denizlerinde onunla yasadigim dünya
ve ey ufku beyaz cennetlere giden kiyi
ah! bir çok seyler hatirlatan eik agaci
ve o, ilk yolculukla baslayan hasret, zindan:
atlari çingirakli arabanin ardindan,
beyaz, keten mendilimde sallanan ilk aci.
ben ki her akşam yatağımda
onu düşünüyorum,
onu sevdiğim müddetçe
yatağımı da seveceğim
Oaristys
ey hatirasi içimde yemin kadar büyük,
ey bahçesinin hos günlere açik kapisi,
hala rüyalarima giren ilk göz agrisi,
çocuk alinlarda duyulan sicak öpücük.
ey sevgi dalimda ilk çiçek açan tomurcuk,
kanimin akisini yenilestiren damar,
gül rengi isiklari sevda dolu aksamlar
içime yeni bir fecir gibi dolan çocuk.
ey tahtaperdenin üzerinden asan hatmi
ve havalari seslerimizle dolu bahar,
kosustugumuz yollar, oynadigimiz sular,
kagittan teknesinde sevinç tasiyan gemi.
duyup karsi minarede okunan yatsiyi
yatagima sicakligini getiren rüya,
denizlerinde onunla yasadigim dünya
ve ey ufku beyaz cennetlere giden kiyi
ah! bir çok seyler hatirlatan eik agaci
ve o, ilk yolculukla baslayan hasret, zindan:
atlari çingirakli arabanin ardindan,
beyaz, keten mendilimde sallanan ilk aci.
Yine mi..?
Batman Begins'de hos bir soz vardi,emektar Alfred soruyor;
Neden duseriz Bruce?
Bruce cevapliyor,tekrar kalkabilelim diye.
Cemal Sureyya'dan gelsin;
aşktın sen kokundan bildim seni
bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu
taşıttan indin sonra da karşıya geçtin
elinde bir tuhaf çanta saçında soku
akıl almaz işleri şu zambakgillerin
sokakta bir sövgü gibi akıp gittin
gözlerin sonsuz uzun sonsuz çekikti
baksan uçtan uca çin seddi’ni görebilirdin
yanındaki adam mutlaka kardeşindir
istanbul öyle ağırbaşlı bir kent değildir
aşktın sen gidişinden bildim seni
neye yarar sağduyuyu aşmazsa şiir
birbirimizi kucaklarken neye yarar
kucaklamıyorsak eski yeni sevgilileri
diyorum çoğunca evli kadınlar
bu yüzden ölü yıkayıcısıdırlar
bilir misin acaba ne demiş tilki
kişi bir anda nasıl çarpılıverir
kuliste yarasını saran bir soytarı gibi
giderek nasıl anlaşılmaz olur sözleri
.
.
.
.
Neden duseriz Bruce?
Bruce cevapliyor,tekrar kalkabilelim diye.
Cemal Sureyya'dan gelsin;
aşktın sen kokundan bildim seni
bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu
taşıttan indin sonra da karşıya geçtin
elinde bir tuhaf çanta saçında soku
akıl almaz işleri şu zambakgillerin
sokakta bir sövgü gibi akıp gittin
gözlerin sonsuz uzun sonsuz çekikti
baksan uçtan uca çin seddi’ni görebilirdin
yanındaki adam mutlaka kardeşindir
istanbul öyle ağırbaşlı bir kent değildir
aşktın sen gidişinden bildim seni
neye yarar sağduyuyu aşmazsa şiir
birbirimizi kucaklarken neye yarar
kucaklamıyorsak eski yeni sevgilileri
diyorum çoğunca evli kadınlar
bu yüzden ölü yıkayıcısıdırlar
bilir misin acaba ne demiş tilki
kişi bir anda nasıl çarpılıverir
kuliste yarasını saran bir soytarı gibi
giderek nasıl anlaşılmaz olur sözleri
.
.
.
.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)